İçeriğe geç

Üzüm kurusu ishale iyi gelir mi ?

Üzüm kurusu ishale iyi gelir mi? Bir yaz gecesinin içinde başlayan hatıra

İlginizi Çekebilecek İçerik: Ördek ve kuğu arasındaki fark nedir ?

Bazı günler vardır, insanın zihnine kazınmaz da bedeniyle birlikte hafızasında kalır. Kayseri’nin yazı böyle günleri çok sever; gündüzleri kavurur, geceleri serinletir ama insanın içindeki telaşı soğutmaya yetmez. Benim için o yaz, sadece sıcak bir mevsim değildi. Aynı zamanda içime çöken bir endişenin, küçük bir evin içinde büyüyen sessiz bir hikâyenin başlangıcıydı.

O gün annem mutfakta aceleyle dolanıyordu. Ben ise balkon kapısının önünde, elimde defterimle oturmuş, yazmaya çalışıyordum ama kelimeler bir türlü yerini bulmuyordu. İçimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. Sanki evin havası değişmişti.

Küçük kardeşim sabah beri iyi değildi.

Bir annenin sessiz paniği

Annemi ilk defa o kadar hızlı hareket ederken gördüm. Ama ses çıkarmıyordu. Garip bir sessizlik vardı. Sanki bağırsa bile duvarlar onu susturuyordu.

Kardeşim sürekli tuvalete gidip geliyordu. Yüzü solgun, gözleri yorgundu. Ben o yaşta tıbbi şeyleri pek bilmezdim ama bir şeyin yolunda gitmediğini anlamak için doktor olmaya gerek yoktu.

Annemin dudaklarından ilk kez o kelime çıktı:

“İshal olmuş.”

O an içimde hafif bir panik yükseldi. Çünkü çocukken “ishal” kelimesi bile sanki büyük bir problem gibi duyulurdu. Annem hemen mutfağa yöneldi, dolapları açtı kapattı, bir şeyler aradı. O sırada ben sadece izliyordum. Yardım etmek istiyordum ama ne yapacağımı bilmiyordum.

Sonra annem durdu, bana baktı ve sanki kendi kendine konuşur gibi söyledi:

“Üzüm kurusu ishale iyi gelir mi acaba…”

İşte o cümle, hikâyenin yönünü değiştirdi.

Üzüm kurusu ishale iyi gelir mi? sorusunun evin içinde yankılanması

O an sorunun kendisi bile bana garip gelmişti. Üzüm kurusu… Yani bildiğimiz kuru üzüm. Nasıl olur da böyle bir şey bir hastalığa iyi gelirdi?

Ama annemin yüzündeki ifade şaka değildi. O bir çözüm arıyordu. Belki de yılların getirdiği bir içgüdüydü bu. Kayseri’de büyüyen biri olarak annemin mutfakla kurduğu ilişki sadece yemek yapmak değildi; aynı zamanda şifa aramaktı.

Ben ise o an ilk defa “geleneksel bilgi” denen şeyin ne kadar güçlü olabileceğini hissettim.

Bir çocuğun gözünden hastalık ve çaresizlik

Kardeşim koltukta uyukluyordu. Arada bir yüzünü buruşturuyor, sonra tekrar sessizleşiyordu. Ben ona bakarken içimde iki duygu birbirine karışıyordu: korku ve çaresizlik.

Korkuyordum çünkü küçük bir çocuğun bu kadar hızlı zayıflaması beni ürkütüyordu. Çaresizdim çünkü elimden hiçbir şey gelmiyordu.

Annem ise mutfakta üzüm kurularını suya koymuş, bir şeyler hazırlıyordu. O sırada içimden “Gerçekten işe yarar mı?” diye geçirdim. Ama bu soruyu yüksek sesle söylemedim.

Çünkü bazı sorular, evin içindeki düzeni bozmamak için içte kalır.

Kayseri’nin mutfak hafızası

Bizim evde her şeyin bir çözümü vardı. Soğuk algınlığına nane limon, mide ağrısına yoğurt, halsizliğe pekmez… Ve şimdi de üzüm kurusu.

Sonradan düşündüğümde fark ettim ki bu sadece bizim evimize özgü değildi. Anadolu’nun birçok yerinde insanlar, doğanın sunduğu şeyleri bir tür “ilk yardım çantası” gibi kullanıyordu.

Ama o gün benim için bu bilgiler teorik değildi. Gerçekti. Hatta biraz da umut demekti.

İlk deneme: üzüm kurusu suyu

Annem küçük bir kaseye kuru üzümleri koydu, üzerine ılık su ekledi. Beklemeye başladı. Ben de yanına oturdum.

O an mutfakta garip bir sessizlik vardı. Sanki herkes sonucu bekliyordu. Bir ilaç gibi değil de bir umut gibi hazırlanıyordu o su.

Anneme tekrar sordum:

“Gerçekten iyi gelir mi?”

Bana bakmadı bile, sadece dedi ki:

“Deniyoruz.”

Bu “deniyoruz” kelimesi bana çok şey öğretti. Çünkü bazen insanın elinde kesin cevaplar olmaz. Sadece denemek vardır.

İnanç ile bilgi arasındaki ince çizgi

O yaşlarda bunu bilmiyordum ama aslında annem bir tür halk bilgisini uyguluyordu. Kuru üzüm, içeriğindeki doğal şekerler ve bazı bileşenlerle sindirim sistemine destek olabiliyordu. Ama o an kimse bunu teknik olarak düşünmüyordu.

Bizim için önemli olan tek şey vardı: kardeşimin iyi olması.

Ben ise o gün ilk kez şunu düşündüm: “Üzüm kurusu ishale iyi gelir mi?” sorusu aslında sadece bir bilgi sorusu değil, aynı zamanda bir umut sorusuydu.

Gecenin uzaması ve bekleyiş

Gece ilerledikçe evin içindeki sessizlik daha da derinleşti. Kardeşim biraz daha sakinleşmiş gibiydi ama hâlâ tam iyi değildi.

Ben defterime bir şeyler yazmaya çalıştım ama yazdığım her cümle yarım kalıyordu. Düşüncelerim sürekli mutfağa gidip geliyordu.

Annem ara ara kontrol ediyordu. Bir anne için beklemek, en zor işlerden biridir. Bunu o gece öğrendim.

Küçük değişimler

Sabaha doğru kardeşim biraz daha rahatlamış gibiydi. Bu kesin bir iyileşme değildi ama bir değişim vardı.

Annem üzüm kurusu suyundan biraz daha içirdi. Sonra yanıma gelip oturdu. Yorgundu.

O an ilk defa onun da endişelendiğini gördüm. Her zaman güçlü gördüğüm annem, o gece sadece bir anneydi.

Sabahın getirdiği hafiflik

Sabah olduğunda evde farklı bir hava vardı. Kardeşim tamamen iyileşmemişti ama daha iyiydi. Rengi biraz daha yerine gelmişti.

Annem derin bir nefes aldı. Ben ise o an içimde büyük bir rahatlama hissettim. Sanki bütün gece üzerimde duran bir ağırlık kalkmıştı.

Ama asıl değişim içimde olmuştu.

Basit bir sorunun büyüyen anlamı

“Üzüm kurusu ishale iyi gelir mi?” sorusu artık benim için sadece bir merak değil, bir hatıraya dönüşmüştü.

Çünkü o soru sayesinde bir gecenin nasıl geçtiğini, bir annenin nasıl düşündüğünü, bir çocuğun nasıl iyileştiğini görmüştüm.

Bilimsel olarak bakıldığında kuru üzümün sindirim sistemi üzerinde dolaylı etkileri olabilir. İçerdiği doğal bileşenler, vücudun toparlanma sürecine katkı sağlayabilir. Ama o gece için önemli olan şey bu değildi.

Önemli olan, insanların elindeki sınırlı imkânlarla bile çözüm üretmeye çalışmasıydı.

Sonradan gelen fark ediş

Yıllar sonra bu olayı düşündüğümde, aklıma sadece hastalık gelmiyor. Annemin mutfakta sessizce hareket edişi geliyor. Kardeşimin koltukta uyuklayan hâli geliyor. Ve benim içimde büyüyen o tuhaf sorular geliyor.

Hayat bazen büyük olaylarla değil, küçük ev içi sahnelerle şekilleniyor.

Bir çocuğun büyüme anı

O gece ben biraz daha büyüdüm. Çünkü ilk kez şunu fark ettim: Bilgi her zaman kitaplardan gelmez. Bazen mutfaktan, bazen bir annenin içgüdüsünden, bazen de bir kase üzüm kurusundan gelir.

Ve bazen en basit sorular bile insanın hafızasında en derin izleri bırakır.

Bir cümleyle kalan his

Şimdi geriye dönüp baktığımda o geceyi tek bir cümleyle hatırlıyorum: umut, mutfakta kaynatılan küçük bir ihtimaldi.

“Üzüm kurusu ishale iyi gelir mi” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Razi olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://delidoluforum.com https://ciki.com.tr https://hoda.com.tr Sitemap
ilbet güncel giriş